(şekil bir)Gerçek bir hikayeden (benim hikayemden!!) aktarılmıştır.
Evimize beş dakika uzaklıkta şöyle bir mekan var. (bkz şekil 1) Adı ACI BADEM. Birkaç yıl önce açıldı. Babam bankada çalıştığı için, benim ayrıca özel sigortam da var. (Bazılar şanslı doğar) ve böylece her sene beleşe diş bakımı yaptırma hakkım var. Daha önce de, benzer sebeplerle özel hastaneye gitmişliğim vardı:Bursa'nın meşhur Özel Konur Hastanesi. Ama o zamanlar o hastanenin özel olduğunu bilmeyecek kadar küçük ve saftım. Belki özel değildir bile. Ben ne bileyim ilkokuldayken.. Özeli biricik anlamnda zannettiğim yıllar işte .. laf olsun diye dişime bakılacaktı işte. 2 yldır dişçiye gitmiyorsanız, gitmek de lazım aslında. Hele hele de kolay taş yapan dişleriniz varsa. Aslında taşlanmış dişin, şimdiye kadar bir zararı olmamıştı bana. Benimki sadece okul öncesi bahar temiziliği. Telefondan önce randevu almak gerekiyordu. Neyse telefonu açan kadın hangi gün ve saat uygun olduğumu sorduktan sonra istediğiniz bir doktor var mı diye sordu. Bir an öyle şımardım ki hiçbir doktoru tanımadığım halde biraz da bu tatlı muhabbet uzasın diye hangi doktorlar var diye sormak gafletinde bulundum. Telefondaki kadın İnci hanım ..vs diye saymaya başladığında neyseki utanarak hemen toparladım . Cebime bir gün önce hatırlatma mesajı çekeceklerini söyledikten sonra bitirdik bu tatlı muhabbeti.
Beklenen salının 9'u geldi. Hastane gerçekten çok görkemli. (bakınız yine şekil 1) Katedraller gibi tek farkı burda kendiğinizi olduğunuzdan küçük değil, büyük hissettirmeleri. Herkes de güler yüzlü, tabi ben biraz ulan paramız olmasa kapıdan kovarlardı, yapay bunlar yapay modundaydım başta. Ama insanın hoşuna da gidiyor tabi. Hayata bir kez gelmişiz. Ona da asık suratlı insanlar diyarında..
Neyse diş sağlığı merkezini ararken bir kafetarya keşfettik. Hasta olun olmayın yolunuz Bursa'ya düşerse mutlaka uğrayın. Çok klastı. Terası da varmış. Hayranlıkla oradan ayrıldıktan ve son model asansörlerimize bindikten sonra diş hekimimizi bulduk. Hekimi beklediğimiz kısa süre içerisinde çapulcu mantığıyla bir sürü broşür topladım. Sonuçta hastaları hangi hastalıklarla bilinçlendirdikleri (ya da korkuttuklarını) öğrenmek gerek. Sonuçta iki yıl sonra uzmanlıklardan biri seçilecek ve geleceğin mesleklerini bilmem yerinde olur. Ben şöyle gözünüze 2 ayda bir baktırmazsanız aniden kör olursunuz tarzı şok şk şok başlıklar bekliyordum gerçi. Arkadaşlar, yok öyle şeyler.. henüz. Okumadım zaten çünkü hiç beklemediğim sıram gelmişti bile. Tatlı bir kadın hekim karşladı beni. Nasılsın iyi misin kaç yaşındasın aaa daha genç gösteriyosun muhabbetlerinden sonra annemlere de hal hatır sorunca ve bu muhabbet sardıkça -bu arada benim dişimi oymaya başlayınca- klasik tıp eğitimi görmekte olan ben, annemleri kibarca odadan kovdum. Bana göre doktoru fazla rahatsız etmemek, doktorun da dozunda geyik yapmak durumu vardı. Bir kere acıbadem yetkililerine burdan söylemeliyim ki, bu da hastanın psikolojisine ters. Bir an sanki doktor dişime yeterli ilgiyi göstermiyor gibi hissetmiştim. Neyse işin en güzel yani, hoşbeş sırasında, dişçiden korkan ve itiatlı koyun gibi sinmiş olan bana diş taşının neden oluştuğunu neden neden neden...vs anlattı. O şımarttıkça zaten soru sormaya meraklı olan ben ,aletini çalıştırmadığı anlarda soru sordukça sordum. Bazen o gerginlikle cevabı duyamadım ama hırsla sormaya devam ettim. Bu arada tabi benim yatarkenki konumuma uygun bir şekilde konulmuş plazmamdan Gülben Ergen ve benzerlerini dinliyordum. Neyse işte böyle zaman zamanı kovarlarken, arada öğürür ve bilgi kaparken hekimimiz her ihtimale karşı kafama radyasyon almama karar verdi.Çürük neym var mıymış diye.. Benim gibi bir hastada buna gerek varsa.. Neyse doktora saygı dedik, müşteri değiliz, işin uzmanına güvenmeliyiz dedik sustuk. Ayrıca merak duygusu.. aylar yıllar var ki radyasyon almamıştım. Neyse zaten bizim sigorta bunu da karşılıyormuş. Galiba sigorta karşılıyor mu diye sormak adetten burda. Neyse alt kata indim olmayan sıramı beklerken bekleme salonu plazmasında robot hekimlerden bahsediyordu. Neyse gittim, geldim, hekimime filmi gösterdim. Bir çürük taslağı gördü. Bişeyler yapmak için (dolgu?çekim?) tekrar gel falan deyince hocam ben kaçıyorum İzmir'e 2 3 gün içinde dedim artık taslaklıktan çıkınca uğrarız dedim. O da gel bakayım bir daha bakalım dedi ve bu sefer tek dişime bir doz daha radyasyon verdi. Dikkat edersem çürük büyümezmiş vs dedi ama bu sefer de 20'lik dişinin geleceği karanlık çekilmesi gerek dedi. Ben bir kez vaktinde sağlam dişimi çektiklerinden dolayı diş hekimleri, çekimleri (ve onların hırslarından ) müthiş korktuğumu hatta bizim tıpta buna bir isim verildiğini ama şimdi bunu unuttuğumu söyleyip kaçmak istedim. İyi dedi hekim bu seferde 'anestezi vererek çekeriz dişini, hiç merak etme, ..' Bir kere girmiştik bu yola kaçış yoktu.. Acıydı, çok acıydı..



0 yorum:
Yorum Gönder